Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

UnutuLmuyor..

Vazgectim senden.. Sevin!

Bütün hücrelerime yerleşen sevgini büyük bir azimle attım içimden…

Artık ne sevgim var ne nefretim sana..! Sevin..!

Yolunun ıraklığı değildi sebep, kilometrelerinde üzerine hiçbir şey atma! Kabullenmesi zor oldu ama sonunda idrak ettim. Sevmiyorsun beni! Sevme..! Hiç kimseye yapmadığım şeyi yaptım sana, yalvardım…
 
Ama gururunun çoğu değerinden büyük olduğunu bugün anladım… Izdırap dolu gecelerime son veriyorum işte… Sevin..!
 
Evet vazgeçtim senden..! Doğru anladın..!

O kadar tarumar ki şimdi hücrelerim, öylesine çökük gözlerle bakıyorum ki hayata... Tarifini bile anlatamam sanırım. Şimdi unutacağımı bilsem çoktan gömerdim seni bir kaç heceye, ya da bilsem acı çekmeyeceğimi nice yerlerde aldatır, nice geceler gülümserdim alabildiğine...

Dedim ya; yolunun ıraklığı değildi sebep...  Senin uzaklığındı her seferde, gelişlerime gidişlerinle karşılık vermendi.

Sıcaktaydı herkes ben üşüyordum oysa, tutmuyordun ellerimden. Her çalan telefonda umutluydum, çarpıyordu yüreğim... Her kapattığın telefonda yıkılıyordum, dizlerim tutmuyordu, döküyordum acımı ağır sancılarla hecelere...
 
Yapma diyordun sadece... yapma... yaptırma diyordum o zaman...


Şimdi yine karşı karşıyayız. Beni hep sen terk ederdin geceleri...  Yatağa girdiğinde bambaşka bir dünya olurdu ve himmet yoktu o dünyada... Geceleri terk ederdin beni... Sonra geri dönerdim sabahları. Şimdi ben gidiyorum senden... Suç atma hiçbir şeye, suç atma hiç kimseye...

ve

Şimdi vazgeçtim ben senden...

Durma git...

Git değer verdiğin gururuna dilerim mutlu eder seni...

Geceleri terk ederdin beni... Sonra geri dönerdin sabahları. Gözlerini açtığında ben, kapadığında o...
 
  



Bu sana sOn yazışım..

shimarık 

“Bu sana son yazışım...” diye başlayan bir mektup var şu an karşımda.

“Bu sana son sözüm” dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz
bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi
kelimesi okunsa güvensizlik.

Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl
taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri var…

“Bu sana son yazışım…” bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürek
toprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi…

Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda,
fırtınalarda savrulurken sığındığım biri var…

“Bu sana son yazışım...” düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının
benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu? Sen istediğini söyle,
senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu?

Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını
sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda
düşündüğüm biri var…

“Bu sana son yazışım…” diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim
diye devam eden satırar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın herşey
boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiç birşey değil
bunlar.

Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve
çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri var…

“Bu sana son yazışım…” ben bunları hak ettmedim… Ama sen herşeye müstehaksın,
üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin… Senin
söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli
bakalarının ne düşündüğü demek bu.

Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve saatin her çalışında, yanımdayken özlediğim
ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri var…

“Bu sana son yazışım…” Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha
yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek
bu?

Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm,
deniz gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri var…

Tek kişilik dünyamda ölçülü adımlarla yürüyorum. Boshwer dim ve ben artık kendi
MaSaL ıma dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahın erken saatleri ve
bahar…

Sevmek İnanmaktır..

Sevmek inanmaktır.
-Sevmek yaşamaktır.
-Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
-Sevmek sevdiği olmaktır.
-Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. -Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
-Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.
-Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.
-Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. -Ondan O'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler.
-Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. -Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
-Sevmek; sevmek istemektir.
-Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlaşılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.
-Sevmek, gücenmemektir.
-Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir.
-Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.
-Sevmek ölmektir.
-Sevmek, ölmesini bilmektir.
-Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! -Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
-Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
-Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
-Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
-Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.
-Sevmek yürümektir gönüllerde.
-Sevmek güvenmektir.
-Sevmek onaylanmaktır.
-Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. - Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
-Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
-Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek.
-Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
-Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir.
-Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki -sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. -Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek.
-Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir.
-Sevmek bir olmaktır.
-Sevmek yaşamaktır.
-Ve sevmek inanmaktır.
-Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır.
-Sevmek sevmesini haketmektir.
-Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır.
-Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır.
-Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi.
-Sevmek sevmesini bilmektir.
-Sevmek ölmesini bilmektir.
-Sevmek SEVMEK olmaktır.
-AŞK olmaktır.
-Aşk bir kere sevmektir.
-Sevmek aşkın kendisi olmaktır.
-Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz...

Kapama GözLerini..

Kapama Gözlerini...

Çocukken geceleri yıldızlara bakardım... Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla
yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı, kaçından böyle görünürdü gökyüzü,
kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi...

Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları... Gözlerinde o çocukluk
heyecanımı yaşadım yeniden. Mavi denizleri, mavi gökyüzünü, mavi aşkı gördüm...
Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım...

Gözlerinden bir yol çizdim kendime, yıldızlara tutunarak ulaştım aşka... Aşk
maviydi; gözlerinde aşka bulandım... Şimdi belki de bu yüzden; gözlerini
kapadığında yolumu kaybedişim...

Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak; nefesimden cam buğulanırdı... Adımı yazardım
o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak... Sonra yanına eklenecek mavi
aşkımı hayal ederdim saatlerce... Şöyle olmalı, böyle bakmalı, böyle
konuşmalı...

Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun...
Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı; yani seni... Kapasan
gözlerini, buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek...

Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;

“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
  Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten...

Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek...
Şimdi gözlerini kaparsan; maviler çok üşüyecek...

Seni kaybettim..

Yıllar yılı acı çekmiştin, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü
halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup, yüreğimi
yüreğine, ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana
verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni
istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü
müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?

Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da……………………...

Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum
bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım, ya da kendimden VAZGEÇECEKTİM. Hem
seni kaybettim, hem de kendimden VAZGEÇTİM.

Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak, biçare kalmak, var mıydı? Keşke beni
böyle ödüllendireceğine, hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda
ettiğim halde, yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi…

Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için
beni bağışla…

Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek
tükenmek bilmeyen "keşke"lerle bıraktın, bana onca acı verdin ama yüreğim
düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni
özlüyor, seni istiyor.

Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık
kendime sözüm geçmiyor.

Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyük
acımsın………….

Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu
kabullenemiyorum, zoruma gidiyor, canımı acıtıyor…….

Sen yüreğimdeki hasret….  Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın………..

UnutuLmuyor..

Unutulmuyor, bitmiyor, geçip gitmiyor...

Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana
Kırgınım aslında, kızgınım…
Hayır sana değil;
Seni kırıp üzen şu aptallığıma…
Ne olursa olsun
Zamanım da mekanım da değişmiyor
Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar;
Sana!..

Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma
yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu
düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama
yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü
tüm sancılarımı... 

Ne kadar zamandır böyleyim, ne kadar zamandır en yakın dostum özlem,
hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum.
Çünkü özlemin içinde aşkım, mutluluğum, umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt
yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar
sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler
acizleşiyor. Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor... 

Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve
senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı
sıkı. Bırakmazdım, sıkılır, bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla
sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana. Olmakta
istemedim aslında, çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım...

Dinlediğim her şarkıda, her yağmurda ıslanışımda,  dalgaların kayalara
çarpışında, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu
ayrılışların acısını yaşarken, birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin
gelmesine izin vermiyorum…

Sana ilk satırlarımı yazdığımda, yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk, beyaz bir
defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında, ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi
uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda, yine ve hala sana
yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım, her duvara çarpışımdan sonra hala
sana dönüyorum.

Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp,
hala seni arıyorum...                                                         Çünkü hala seni .........